Konya Osmanlı’yı Kurdu: Tarih Sohbeti

Konya Osmanlı’yı Kurdu: Tarih Sohbeti
Yazı Özetini Göster

Konya’nın aslında Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda kilit rol oynadığını biliyor muydunuz? KTO Karatay Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Arabacı, bu iddialı tezi Konya’da yapılan bir sohbetle gündeme getirdi. Sohbetin ana teması fütüvvetnameler, gazavatnameler ve destanlardı. Arabacı, Selçuklular’ın Anadolu’ya gelirken yanlarında sadece eşyalarını değil, derin bir imanı ve büyük bir ideali de getirdiğini vurguladı. Bu kutsal göç, aslında gelecekte kurulacak büyük bir imparatorluğun tohumlarını ekiyordu. Konya Osmanlı’yı Kurdu konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Konya Osmanlı'yı Kurdu: Tarih Sohbeti

Prof. Dr. Arabacı, Türkiye topraklarına bin yıldır sıkı sıkıya tutunduğumuzu söyledi. Batılılaşma rüzgarıyla kendi kültürümüzü bazen küçümsediğimizi belirtti. Ancak köklerimize dönme ihtiyacının her zaman var olduğunu ifade etti. Tarihten çarpıcı örnekler verdi. Haçlı Seferleri’nin Anadolu’ya adım atmasını engelleyen Kılıçarslan’ı hatırlattı. Kılıçarslan, sayıca üstün Haçlı ordusuna karşı zekice bir yıpratma savaşı yürüttü. Bu taktik sayesinde düşmanın gücü Antakya’ya vardığında önemli ölçüde azaldı. Kudüs’ün fethedildiği anları anlatırken, sokakların kan gölüne döndüğünü ve atların bile dizlerine kadar kana battığını dinleyicilere aktardı. Bu anlatımlar, geçmişteki mücadelelerin ne kadar çetin olduğunu gözler önüne serdi.

Selçuklu Gençliğinin İlham Kaynağı

Sohbetin ilerleyen bölümlerinde Prof. Dr. Arabacı, fütüvvetnameler, gazavatnameler ve destanların önemine değindi. Bu eserlerin, Horasan erenlerinin ruh dünyasını ve gazâ ruhunu şekillendirdiğini söyledi. Battal Gazi ve Sarı Saltuk gibi efsanevi karakterlerin destanlarını örnek gösterdi. O dönemde genç Selçuklular için fütüvvetnamelerin birer el kitabı niteliği taşıdığını belirtti. Battal Gazi hikayelerinin 1975’e kadar Konya’daki evlerde bile okunduğunu dile getirdi. Toplamda 251 gazavatname olduğunu hatırlattı. Dede Korkut hikayelerinden, Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı gibi aşk dolu masallara kadar pek çok eserin kendi kahramanlarımızı ve sevgilerimizi anlattığını vurguladı. Bu kültürel mirasa sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Genç nesillere bu kahramanların tanıtılması gerektiğini ifade etti. Bu hikayelerin günümüz sinema ve televizyonunda yeniden canlandırılmasının faydalı olacağını belirtti.

Mehter: Bağımsızlığın Ses Bayrağı

Arabacı, ‘Mavi Vatan’ kavramının kökenine de değindi. Mevlevî Sinan Dede’yi Mavi Vatan’ın kurucusu olarak gösterdi. 12 Adalar, Rodos, Girit ve Midilli gibi bölgelerde hala Osmanlı’dan kalan izlerin görülebileceğini söyledi. Bu toprakların mehter sesleriyle fethedildiğini vurguladı. Mehterin, Türk kültüründe bağımsızlığın en önemli sembollerinden biri olduğunu belirtti. Gaza meydanlarında kös ve mehterin coşkulu sesinin yeri göğü inlettiğini anlattı. Mehter dinlerken herkesin ayakta durması gerektiğini söyledi. Mehterin adeta bir ‘ses bayrağı’ olduğunu belirtti. Kısacası mehter, bizim bağımsızlığımızın müziği ve nişanesidir.

Osmanlı’yı Kuran Şehir: Konya

Prof. Dr. Caner Arabacı’nın en dikkat çekici tezlerinden biri, Osmanlı Devleti’ni aslında Konya’nın kurduğu yönündeydi. Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçen pek çok alamet ve nişane olduğunu sıraladı. Hutbe, hilat, sikke, taht, tuğra, kılıç, sancak, kös gibi sembollerin bu mirasın parçaları olduğunu söyledi. Osmanlı’nın ilk kadısı Dursun Fakih’in Konya’dan Osmanlı’ya katıldığını hatırlattı. Bu durumun Osmanlı’nın kuruluşunda Konya’nın ne kadar etkili olduğunu gösterdiğini ifade etti. Selçuklu heyetinin Osman Bey’e sunduğu hediyeler arasında kitap, kılıç, bayrak, sancak ve kös bulunduğunu belirtti. Bu hediyeler, Selçuklu devlet geleneğinin Osmanlı’ya aktarıldığının bir göstergesiydi. Yani Osmanlı’yı kuranlar, Selçuklular ve dolayısıyla Konya’ydı. Birlik ve beraberliğin nasıl sağlandığını da anlattı. Birlik ezanla, kitapla, mehterle ve dille sağlanır. Dursun Fakih’in bir diriliş ruhu üflediğini söyledi. Battal Gazi ve Sarı Saltuk gibi kahramanlar da birliğin sağlanmasında önemliydi. İlmin kapısı Hz. Ali de bu birliğin bir parçasıydı. Battal Gazi’nin savaş meydanındaki marifetlerini anlattı. Selçuklular’da mesleği ve sanatı olan erkeğe kız verildiğini de ekledi. Bu durum, birliğin aileden başladığının da bir göstergesiydi.

Konuşmanın sonunda, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ve Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdür Vekili Hasan Yaşar, Prof. Dr. Caner Arabacı’ya birer kitap hediye ettiler. Bu anlamlı buluşma, Konya’nın tarihsel önemini bir kez daha hatırlattı.

İlgili Haberler

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar